Ara

Türkiye-Kore İlişkileri ve Kore ile Ticaret


Kardeş ülke Kore ve Türkiye

1950 yılında Kore savaşının başlaması ile birbirlerini daha yakından tanıyan Türkiye ile Güney Kore'nin ilk diplomatik ilişkileri 1957 yılında başlamıştır. Kore savaşı sırasında Türk insanının cana yakınlığı, merhameti ve fedakarlığını bizzat gören Kore halkı ve devleti her fırsatta Türk halkına ve devletine vefasını göstermiştir. Öyle ki, 2002 yılı Dünya Kupasında Türk milli takımı karşısında yenilen Güney Kore milli takımı taraftarları stadda devasa Türk bayrakları açarak Türkiye'nin galibiyetini kendi galibiyetleri gibi kutlamışlardır.


2002 Dünya Kupası Güney Kore taraftarları Türk bayrağını açıyor.

İki ülke arasındaki ilişkiler 2012 yılında stratejik ortaklık seviyesine yükseltilmiştir. 2012 yılı Ağustos ayında serbest ticaret anlaşması imzalanmış ve 2013 Mayıs ayında yürürlüğe girmiştir. Serbest ticaret anlaşmasıyla birlikte iki ülke arasında kısa vade ticaret hacmi 6 milyar dolar, orta vade ticaret hacmi 10 milyar dolar olarak hedeflenmiş 2018 yılı itibariyle 7.2 milyar dolara ulaşmıştır. Serbest ticaret anlaşmasının yürürlüğe girdiği 2013 yılından bu yana Türkiye'nin Güney Kore'ye ihracatı 89% oranında artmıştır. Fakat halen dış ticaret göstergeleri Güney Kore lehinedir.


Aradaki ticaret dengesini sağlamak adına Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı, Güney Kore'yi 20 puan ilave destek sağlanacak hedef ülkeler listesine koymuştur.


Türkiye ile Güney Kore'nin Başlıca Dış Ticaret Kalemleri


Türkiye İstatistik Kurumu ile Ticaret Bakanlığı verilerinden derlenen bilgilere göre Türkiye ile Güney Kore'nin başlıca dış ticaret kalemleri aşağıdaki gibidir;


Türkiye’nin Güney Kore’den Başlıca İthalatı: Cep telefonları, elektronik cihazlar, bilgisayar çipleri, LCD, LED ve OLED gösterge panelleri/ekranlar, motorlu taşıtlar, taşıt aksam ve parçaları, kazan, makine ve mekanik cihazlar, plastik mamulleri, gemiler, demir-çelik, optik alet ve cihazlar, demiryolu taşıtları ile aksam ve parçaları, kauçuk ve kauçuktan eşya ile dokumaya elverişli suni ve sentetik lifler. Türkiye’nin Güney Kore’ye Başlıca İhracatı: Sıvılaştırılmış hidrokarbon gazı (lastik hammaddesi), taşıt aksamları, eczacılık ürünleri, elektrikli makine ve cihazlar, giyim eşyaları, bor ve diğer metal cevherleri, gıda maddeleri (fındık, deniz ürünleri, şekerlemeler, makarna, mevye suyu, baharatlar), dericilik ürünleri.


Kore'den Görünen Türkiye ve Ticari Eğilim


Türkiye, Avrupa, Ortadoğu ve Arap ülkelerinin arasında nüfusu en yüksek ikinci ülke olarak Kore'li firmaların ilgisini çekmektedir. Türkiye'yi kategorize ederken(İstanbul hariç) Ortadoğu ülkesi olarak kategorize etmektedirler. Daha önce Türkiye'yi Avrupa'ya açılan kapı olarak gören Kore'li yatırımcılar şu anda Avrupa'dan çok Ortadoğu, Azerbaycan, İran ve Arap ülkelerine açılan kapı olarak görmekte ve Avrupa yatırımlarını daha çok Doğu Avrupa ülkelerine yönlendirmektedirler.


Kore dış ticaret ve yatırım ajansı(KOTRA) yayınladığı bilgilendirme raporlarında kısa ve orta vadede Türkiye'yi riskli ülkeler konumunda değerlendirmektedir. İstikrarsız döviz kuru, Merkez Bankasının bağımsızlığının ihlali endişesi gibi sebeplerle 2020 yılında Türkiye'nin ekonomik büyüme oranının 2% civarlarında kalacağını tahmin etmektedir. Türkiye pazarına mal satmak isteyen firmaları tek satıcılık sözleşmesi yapmaması konusunda uyarmaktadır. Herşeye rağmen uzun vadede Türkiye'nin bu riskleri bertaraf edeceğini düşündüklerini aynı raporda belirtmişlerdir.


Yukarıda da belirttiğimiz üzere Türkiye'den yıllık ortalama 670 milyon dolarlık hammadde ve yarı mamül ithalatı yapan Güney Kore, katma değeri yüksek tam mamülleri için aktif bir pazar olarak gördüğü Türkiye pazarına yıllık ortalama 6 milyar 700 milyon dolarlık ihracat yapmaktadır. Yani bir diğer ifadeyle Kore aldığının 10 katını Türkiye'ye satmaktadır. Türkiye ile Kore arasındaki dış ticaret açığını kapatmak amacıyla Ticaret Bakanlığı tarafından halihazırda Türk firmalarının ürettikleri tam mamülleri Kore pazarına sokmaları için ek destekler verilmesine rağmen birçok firma bu fırsatları yeterince değerlendirememektedir. Bunun altında yatan sebepler ayrı bir araştırma ve yazı konusu olmakla birlikte burada sadece 3 ana sebepten bahsedeceğiz;


  1. Varsayımlar, ihtimaller ve önyargılar üzerinden değerlendirme yapmak : İnsanlar genelde yaptıkları değerlendirmelerde önyargılarını, varsayımlarını yansıtma eğilimi içindedirler. Basında okuduğumuz haberler, blog yazıları, insanların sosyal medya yoluyla paylaştıkları subjektif değerlendirmeler, internette ulaştığımız fakat temeli genelde sağlam kaynaklara dayanmayan bilgiler bu önyargıların ve varsayımların esas temelini oluşturmaktadır. Önyargı ve varsayımların olduğu bir değerlendirmede duygular mantığın önüne geçmiş demektir. Fakat ticari kararlar, bunların ötesinde ortak paydası rakamlar olan değerlendirme kriterleri ile değerlendirildikten sonra ortaya çıkmalıdır. Kısaca bir kararı vermeden önce yeterince araştırma yapılmalı, araştırmalar objektif kaynaklara dayandırılmalıdır. Bunun için araştırma maliyetleri bir yük olarak görülmemeli, aksine üzerine bina edeceğimiz gelecek projeksiyonumuzun temeli olarak değerlendirilmelidir.

  2. Vermeden almaya çalışmak : Kimyada eşik enerjisi diye bir kavram vardır. Herhangi bir reaksiyonun başlaması için dışarıdan verilmesi gereken en düşük enerji miktarıdır. Eşik enerjisi bir kere aşıldığında gerçekleşecek reaksiyonlar sonucu ortaya çıkacak enerji miktarı, başlangıçta verilen enerji miktarından katbekat yüksek olacaktır. Atom bombası örneğinde olduğu gibi. Ticarette de durum bundan çok farklı değildir. Orada bir eşik vardır ve o eşik aşılmadan içeri girmek mümkün değildir. Eşiği geçmek için gerekli olan enerji miktarını iyi hesaplamadan atılan adımlar ise kısa vadede hayal kırıklığı ile sonuçlanmakta ve boşa gitmektedir. Birçok işletme henüz daha işin başında eşiğe takılıp içeri girememektedir. Kore için bu eşik göreceli olarak biraz yüksek olabilir, fakat aşılmaz değildir. Atalarımız güzel demişler; "Sirkeyi, sarımsağı hesaplayan paçayı içemez."

  3. Uluslararası standartları göz ardı etmek : Yapılan araştırmalara göre standardizasyonun ekonomik büyümeye katkısı yıllık ortalama 0.2%~0.8% aralığındadır. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Türkiye'nin 2019 yıllık büyüme oranının 0.9% olduğunu hesaba katarsak bu oranın ne kadar önem arz ettiğini daha iyi anlayabiliriz. Standartlar dış ticaretin ortak dilidir. Nasıl bir dili bilmeden o ülkenin insanlarıyla iletişim kurulamıyorsa aynı şekilde standartların dilini bilmeden uluslararası ticarette iletişimin kurulması ve sürekliliğinin sağlanması mümkün değildir. Türkiye'den Kore'ye gönderilen her ürün sadece üretici firmasını değil aynı zamanda Türkiye'yi temsil etmektedir. Standartlara uygun olmayan kusurlu mamüller kısa vadede üreticisinin, orta ve uzun vadede Türk Malı'nın imajını zedelemekte ve ihracatın önünde büyük bir engel olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye'nin dış ticaretinin önündeki en büyük engellerden birisi olan standardizasyon sorununun çözülmesi Türk Malı'nın hem Kore hem de dünyadaki imajına olumlu yönde katkı sağlayacak ve Türk Malı'na değer katacaktır.






0 görüntüleme
  • Foresight TnC Facebook
  • Foresight TnC Instagram
  • Foresight TnC Twitter

© 2020 by Foresight TnC @www.foresightrade.com